Hüseyin Rüstemoğlu “Havada Hoş Bir Aydınlık”

Öncelikle kendinden bahseder misin?

Bir yandan resimlerimi üretirken, bir yandan da sanat eğitimi veriyorum. Son yıllarda ikisi eş zamanlı gidiyor. Üretimim kolajlar ve otoportrelerle başladı. Ardından kolajlar asamblaja dönüştü. Resimler; desen, suluboya ve boyayı akışkan hale getirebileceğim materyalleri bir arada kullanarak evrildi.

Resimlerimin genel tanımını “boşluk” oluşturuyor. Bu süreç boyunca da hiç vazgeçemediğim bir öge halini almaya devam etti. – 1wall sergisi sanatçılara alan açma ve ifade etme özgürlüğü sağlama misyonundan alıyor.

1wall için “Havada Hoş Bir Aydınlık” serisini seçme amacın neydi? Niye bu seri?

Bu seri aslında son dönem işlerimden. Kolajlarla başladığım o “boşluk” denemeleri bu seride desene evrildi. İçinden geçtiğimiz süreç, özellikle evde kaldığımız dönem, beni daha çok kaleme yönlendirdi. Pandemi sonrasında Bursa’ya ailemin yanına ve açık yeşil alanlara gittim. Bu sefer de doğa beni içine çekmeye başladı. Son dönemde doğa-insan ilişki üzerine işler çalışıyorum. Bu seri de son çalışmalarımdan bir parçaydı.

 

Genel olarak çalışmaların nasıl bir süreçte ortaya çıkıyor? Onları oluşturan ana fikir ve referansların nelerdir?

Aslında disiplinli bir çalışma sistemim var diyebilirim ama bazen bu disiplini kaybedebiliyorum. Böyle zamanlarda çalışmayı bırakıp onun gelmesini bekliyorum. Pandemi sürecinde, akşamdan sabaha kadar yaptığım çalışmalarım bir rutine bağlamıştı. Şu an ise atölyeye fırsat buldukça gidiyorum ama bir iş üzerinde çalışıyorsam mutlaka onun devamını getiriyorum. Bitirene kadar sürekli ve neredeyse hiç aralıksız çalışıyorum.

Gördüğümüz kadarıyla sadece tuval yüzeyi değil aynı zamanda daha başka yüzeyleri de kullanıyor, alışılagelmiş desen ve pentürün dışına çıkıyorsun. Kendi pratiğini nasıl tanımlarsın?

Üretim sırasında fikirler sürekli değişiyor ve gelişiyor. Bir işe başladığımda bu bir seri olarak gelişiyor. Tam aradığım şeyi bulmak için bu fikirlerin üzerinde oyalanıyorum. Bu sırada başka bir fikir geldiği an, başka malzeme ve yüzeylere geçiyorum. Tabi onun da süreci ve çalışma pratiği bambaşka oluyor. Daha önce de bahsettiğim gibi bu çoğu zaman asamblajlar olabiliyor. Gördüğüm veya hatırladığım parçalar, baba evine git geller sırasında bulduğum şeyler bambaşka fikirleri tetikliyor. Bunun devamında da çalışma pratikleri ve malzemeler değişiyor. Genel olarak otoportreler, beden, insanın doğal hali olan çıplaklığı herhangi bir süsten veya erotizmden uzaklaşmış yani tam olarak doğal haliyle insan bedeni, çalışmalarımın temellerini oluşturuyor.

Çin ve Japon Sanatındaki o boşluk hissi; mekanı, daha doğrusu boşluğu mekana çevirmek ve aslında objeyi ya da figürü boşluk sayesinde görüyor olmamızı istiyorum. Aslında boşluğu da izleyiciye tamamlatmak istiyorum.

Bütün bu üretim süreçleri içinde çocukluğun ile kurduğun bağlantı seni nasıl etkiliyor?

Bursa’da doğdum büyüdüm. O dönemde bir çocuk olarak orayı daha yeşil ve daha sakin hatırlıyorum. Daha güvenli bir alandı. Doğayı ve insanları gözlemleyebilecek daha çok vakit vardı. Şu anda büyük şehirlerde kendimizle başbaşayız. Üretim sırasında kafamda sürekli geçmiş zaman dönüyor. Aslında objelere bağlıyım. Çocukluktan kalan objeler, kıyafetler, nesneler ve hatıralar .. İstifçi bir tarafım var bir anlamda da. Defterler, kitaplar, fotoğraflar bunlar da çalışmalarımı etkiliyor. Dönem dönem geri dönüp hepsine bakıyorum.

 

Son olarak; doğa ve beden arasında kurduğun bağlantı işlerinde ilk dikkat çeken unsurlardan. Zaman zaman bu bağlantıya makineleri de ekliyorsun. Bu bağlamı nasıl kurduğundan bahseder misin?

Makine parçalarını seçerken eski parçaları tercih ediyorum. Sanayi devrimi sonrası daha mekanik olan şeylerden, örneğin bir saat parçası gibi. Sanayi devrimi öncesi insan doğaya fazla hükmedememiş. Doğa daha hakim ve onun hakimiyetinde ilerliyorken her şey makineleşmeye başladığında insan doğaya hükmeder hale gelmiş. Dengeler şaşmaya başlamış. Ben de 1wall sergisi için hazırladığım “Havada hoş bir aydınlık” serimde, masalsı bir anlatımla insanı tuvallerde görünen serçe, arı kuşu ve bitki yaprakları gibi küçülterek insanın doğa üzerindeki hakimiyetini sorguluyorum.

Röportaj için teşekkürler.
Yazar: Ege Subaşı

×

Merhaba!

Ürün ve siparişiniz ile ilgili bilgi almak için WhatsApp üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

× Bize Sorun