‘HEIMATLOS’

Büyükdere35 Kültür Sanat Platformu, 13 Kasım 2019 – 4 Ocak 2020 tarihleri arasında Eylül Ceren Ersöz’ün ‘Aynı Gökyüzü’ isimli ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, sanatçının ele aldığı ‘yersiz-yurtsuzluk’ kavramına odaklanırken bu bağlamda değindiği konu ve karakterler üzerine bir röportaj yaptık.

  • İlk olarak kendinden ve aldığın eğitimlerden bahseder misin?

Üniversite için İzmir’e yerleştim ve lisans eğitimim yüksek lisans eğitimim derken uzun bir dönem İzmir’de yaşadım. 2019’un Eylül ayında da İstanbul’a yerleştim. Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Resim bölümü mezunuyum aynı üniversite Sanat ve Tasarım bölümünde yüksek lisans yaptım.

  • Genel olarak çalışmaların nasıl bir süreçte ortaya çıkıyor ve onları oluşturan ana fikir nedir?

Çalışmalarım uzun bir okuma, araştırma ve biriktirme sonucunda ortaya çıkıyor. Üretimlerimi kurgularken, malzeme ve görsel oluştururken çok fazla şeyden referans alıyorum. Çalışmalarımın temelinde ülkelerin siyasi atmosferlerine göre şekil değiştiren iyi-kötü, doğru-yanlış, suçlu-suçsuz kavramları yer almaktadır.

  • Çalışmalarında çoğunlukla ağaç- ağaç kabuğu ve ağaç yaprağı gibi malzemelere yer veriyorsun. Bu malzemeleri seçmendeki asıl sebep nedir? Bu sanatsal pratiğin oluşumundan bahseder misin?

Malzeme seçimlerimdeki değişimler ilk kez 2014 yılında yapmaya başladığım “İsimsiz” serisi ile ortaya çıktı. Seride bir dönem yaptıklarıyla tarihe iz bırakan insanların portreleri yer alıyordu. Zaman geçtikçe bu figürlerin yaptıkları şeyler iyi ya da kötü olarak yer değiştirmişti, bu nedenle malzeme ağaç ve yuvarlak olmalıydı. Olaylar yıllar içerisinde yaşamaya devam ediyordu ve bu dönüşüm evrenseldi. Ağacın yaşıyor olması durumu ve benim olaylara bakış açım birbirini desteklerken, son dönemlerde yurtsuzluk kavramının da çalışmalarımda bir zemin oluşturmaya başlamasıyla kabuk ve yaprak gibi kırılgan, geçici, bütününden kopan parçalar dahil etmeye karar verdim.

  • Büyükdere35’te, ‘Aynı Gökyüzü’ isimli ilk kişisel sergin açıldı. Serginin kavramsal çerçevesi nasıl oluştu bahseder misin? Sergide yer alan çalışmaların arasında nasıl bir bağlantı mevcut?

Daha önce de bahsettiğim gibi 2014 yılından bu yana tarihe bir şekilde not düşülmesiyle ve düşülen notların o dönemki siyasi atmosfere göre şekil değiştirmesine odaklanıyordum. Bu durumun bu kadar evrensel olması ve dönemlerin değişmesi ama olayların asla değişmemesi durumu sergi için kavramsal çerçevemi oluşturuyordu. Sergide oluşmasını istediğim bütünlük aynı gökyüzü altında farklı tecrübeler yaşayarak hayatta kalabilme, direnebilme iç güdüsüydü.

  • Çalışmalarında çoğunlukla yaşanmış olaylara yer veriyorsun ve bunlar genel olarak kadınların başından geçen olaylar. Seçmiş olduğun bu kişiler ile aranda nasıl bir ilişki kuruyorsun? / Bu olayları nasıl seçiyorsun?

Aslında özel olarak kadın karakterlerle ilgilenmiyorum daha evrensel bir noktadan konuya yaklaşsam da bir şekilde kendimi onların hayatlarını araştırırken buluyorum. Seçmiş olduğum karakterler anonim değilse mutlaka onların hayatlarını araştırırken onlarla aramda bir bağ kuruyorum. O kadar çok hayatlarını okuyor ve araştırıyorum ki günün sonunda onun yerinde ben olsaydım ne yapardım ya da onun şu yaptığını yapmaya cesaret edebilir miydim gibi sorular soruyorum kendime. Karakterleri seçerken başlarına neler geldiği, ne için ve nasıl mücadele ettiklerine odaklanıyorum. Seçtikleri yollar her zaman doğru bulduğum yollar olmayabilir ama alternatifleri düşünmem gerektiğini hatırlatıyorlar bana. Sanırım çalışmalarımla gereğinden fazla yakınlık kuruyorum.

  • Sergide, ‘Ahed’ ile ‘Filistinli Kız’ çalışmalarının arasında ‘Bir Çocuktan Suçlu Yarattınız…’ yazıyor. Bu yazının çıkış noktası ve uygulama yönteminden bahseder misin?

Sergi’de yer alan “Ahed” ve “Filistinli Kız” çalışmaları aslında birbirinin parçası. Bu nedenle aralarındaki bağı ortaya koymak adına yazıyı eklemek istedim. “Bir çocuktan Suçlu Yarattınız…” cümlesi bana Rakel Dink’in Hrant Dink’in ölümünün ardından yazdığı mektubu çağrıştırmaktadır ve referansını da oradan almaktadır.  Mektupta; “Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim…” demektedir.  Bende devlet otoritelerinin siyasi dilinin dönemlere göre değişmesinden kaynaklı her an herkesin suçlu olabileceği bir dünyada yaşadığımızı ve bir çocuğun ailesi ve halkı için verdiği mücadelede aktiviste dönüşmesi ve bu süreçle birlikte tutuklanarak suçlu konuma getirilmesini vurgulamak istediğim için bu cümleyi ekledim. Cümleyi, çocuk Ahed’in stampasını yaparak duvara damgalayarak yazdım.

  • İlk kişisel serginden almış olduğun olumlu ya da olumsuz geri dönüşlerden bahseder misin?

Sergimi hazırladığım dönemde ailem ve yakın arkadaşlarımla sık sık neler yaptığımı neler okuduğumu ve neler düşündüğümü paylaştım ve onlar da her fırsatta fikirlerini benimle paylaştılar. Sergiyi aldığım bu geri dönüşlerle oluşturdum. Fakat maalesef ülkemizde sergiler açıldıktan sonra iyi ya da kötü herhangi bir geri dönüş yapılmıyor

  • Son olarak yakın zamanda yapmayı planladığın başka projeler var mı?

Bütün işlerimi bir arada gördüğüm ilk sergi olduğu için yeni yapacağım resimlerde kendimi daha iyi nasıl ifade ederim üzerine düşünüyorum. Buna yeni proje demek doğru olmaz. Bu sergi benim için uzun bir bekleyişin meyvesi oldu, şimdi daha çok okuyup daha çok araştıracağım.

Röportaj için teşekkürler.

Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

×

Merhaba!

Ürün ve siparişiniz ile ilgili bilgi almak için WhatsApp üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

× Bize Sorun