Engin Konuklu “Vadi”

Engin Konuklu’nun yeni kişisel sergisi ‘Vadi’, 24 Şubat – 19 Mart 2021 tarihleri arasında Büyükdere35’te sanatseverlerle buluştu.

‘Sahip olunan varlıklara ve durumlara bir tehdit niteliğinde olan travma kişilik üzerinde değişimlere neden olmaktadır. Travma doğrudan olduğu gibi dolaylı yollardan ya da toplumsal niteliğiyle de etki yaratmaktadır. Hatırlama ediminin ‘şimdiliği’, değişen toplumsal değerler ve kişilikle birlikte, bellekte hatıralara dair yeni anlam ve anılar inşa edebilmektedir. Sergide tekrarlayan ve farklılaşan görüntüler kimi zaman zorunlu manzaralara dair değişen anıları ifade etmektedir.’ (Engin Konuklu, 2021)

 

Öncelikle kendinden bahseder misin?

Merhaba ben Engin Konuklu, 1990 Adana doğumluyum. Lisans ve yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde tamamladım. İzmir’de yaşamımı sürdürmekte ve üretimlerimi gerçekleştirmekteyim.

Sergi için “Vadi” serisini seçme amacın neydi? Niye bu seri? Serginin ismi ve mekan ile kavramsal olarak nasıl bir bağ kurdun?

Manzara üzerine bir sergi oluşturma fikrinin ardından ilk resmettiğim resmin ismi “Vadi”, bu resim aynı zamanda sergiye de ismini verdi. Serginin ismi, yaşadığım bölgede yer alan bir vadiden gelmektedir.

Figürler üzerinden ilerleyen üretim sürecimin aslında temeli 2009 yılında gerçekleştirdiğim ve muğlak olarak tanımlayabileceğim bir biçimde ilerleyen bir manzara resmi ile başlamıştı. Bu anlamda, yeniden manzara resmi yapmak, benim için 12 yılın ardından bir geri dönüş niteliğinde oldu.

 

Genelde üretim sürecin nasıl ilerliyor, “Vadi” serisinin üretimi nasıl gelişti?

Üretim sürecimin geneli ve “Vadi” sergisinin kavramsal niteliği bir ortaklık gösterse de teknik anlamda birçok farklılıklar barındırmaktadır. Bundan önceki sürecim genellikle figürler ve monokrom renkler üzerinden ilerlerken, “Vadi” sergisinde hiç figür yer almıyor ve resimlerin geneli renklidir.

“Vadi” sergisinde bellek, hatırlama, hatıralar nasıl oluşur? bellekte nasıl yer edinir konuları üzerine yoğunlaşıyorsun. Bu kavramları nasıl/neden sorguladın? Draaisma ve Rodrigo Quian gibi yazar/ bilim insanlarının üretiminde ne derece etkileri oldu?

‘Bellek Metaforları’, ‘Sıla Hasreti Fabrikası’ ile ‘Borges ve Bellek’ gibi kitaplarda belleğin işleyişine dair önemli verilerden bahsediliyor. Bu veriler, belleğin sadece bir depolama alanı olmayışını anlatırken antik dönemden bugüne gelişen teknoloji ile birlikte belleği tarif eden yeni metaforlara da örnekler vermektedir.

Kolektif Bellek kuramında Halbwachs, belleklerin bireye ait olmasına rağmen içinde bulunulan toplumsal yapıdan bağımsız bir şekilde gelişemeyeceğinden bahseder. Bu bağlamda belleklerimiz içinde bulunduğumuz kolektif yapının onadığı ve reddettiği referanslar doğrultusunda ilerler.

Tıpkı kimlikte olduğu gibi mekanın içerisinde yer alan kolektif yapıya göre de mekanın anlamlandırılışının farklılık gösterdiğini düşünüyorum. Bu yüzden sergide tekrarlayan görüntüler, o mekanlara; o anlara dair değişen benlikle birlikte yeni anlamlar ortaya koymaktadır.

Seride çeşitli yüzeyler üzerine airbrush çalıştığını gözlemliyoruz. Yöntemini ve neden bu yönteme yöneldiğini anlatır mısın; üzerinde durduğun konular teknik seçiminde etkili oldu mu ya da tam tersi tekniğin temaların oluşumunda etkili miydi?

Farklı yüzeyler beraberinde güçlü ve zayıf yönleri getirir. Aslında bu güçlü ve zayıf yönler de istenilen etkiye göre farklılık gösterir; pürüzsüz ve parlak yüzeylerde fotografik bir yanılsama elde ederken daha mat, ham ve emici yüzeylerde ise farklı etkiler yaratmaktayım. Bu durumda, oluşturmak istediğim atmosfere göre farklı yüzeyler tercih ediyorum.

Resimlerimde füzen, yağlı boya gibi teknikleri kullansam da muğlak olarak ifade ettiğim biçimi oluşturmak için bana en yardımcı olduğunu düşündüğüm teknik, akrilik boya ve airbrush oldu. Bu nedenle, üretimimin temelini bu teknik oluşturdu. Bu sergide airbrush tekniğine dair farklı olanakları deneme fırsatı da buldum.

Ayrıca glaze diyebileceğim bir teknik ile “Yol” serisini oluşturdum. “Yol” serisindeki renkler üst üste gelmiş transparan ana renklerin birleşmesiyle ortaya çıkar, örnek vermek gerekirse bir yeşil rengi elde etmek için sarı ve mavi rengi karıştırmak yerine önce uyguladığım transparan bir sarının üzerine yeterli bir miktarda cyan mavi uygulayarak istediğim yeşili elde ediyorum.

 

Son olarak bize gelecekteki projelerinden bahseder misin?

Sergide yer alan ‘İskele’ ve ‘Pembe Kadife’ resimleri üretim pratiğimde daha önceden bazı örnekleri olsa da ilk defa sergileme fırsatı bulduğum yeni yöntemlerdir. Sergi sonrasındaki süreçte de bu yöntemler üzerinde ilerlemeyi planlıyorum.

Röportaj için teşekkürler.

Yazar: Deniz Kocabağlı

×

Merhaba!

Ürün ve siparişiniz ile ilgili bilgi almak için WhatsApp üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

× Bize Sorun